Blog Yazmak İsteyenlere Taviyeler | Gülşah Semiz
Blog Yazmak İsteyenlere Taviyeler

Blog yazmaya nereden başlamalı? Öncelikle kendinize neden blog yazmak istediğinizi sorarak başlayın. En az 2-3 maddede kendinize blog yazma amacınızı anlatın.


Blog Yazmak İsteyenlere Taviyeler

7 Sene mi? Evet. 2008’de başlamıştım blog yazmaya. Sonra düzenli olarak neredeyse her sene blogumu silip, baştan kurdum. Tabi yeniden başladığım her an, yepyeni bir fikir, öğrendiğim şeyleri uygulama amacım vardı. Peki bu 7 sene sana neler öğretti diye sorarsanız aşağıda birkaç maddede anlatmaya çalıştım:

Amaç

Kolay bir soru değil mi? Aslında pek de değil. Benim bu soruya her zaman bir cevabım vardı, muhtemelen sizin de olduğu gibi. Fakat demek ki 7 senedir yanlış cevaplar veriyormuşum ki bir türlü sürdürülebilir bir blogum olmadı.

İlk blogumu kurduğumda amacım arşivini yaptığım “ikon setleri”, “stock resimleri”, “vektörleri” paylaşmaktı. O dönem neden bilmiyorum ama iconfinder gibi siteler pek olmadığından ben gördüğüm her ikon seti indirip arşivime eklerdim. Sonra bir gün dedim ki, ne kadar da büyük bir arşivim oldu artık bunları başka insanlarla da paylaşabilirim. Ve ilk ücretsiz blogumu açtım. Taa kiii…

Ta ki gereksiz bir iş yaptığımı fark edene kadar. Çünkü zaten ben bu ikonları internetten bulmuştum. Yani benimle aynı anahtar kelimeleri yazan herkes bu ikonları bulabilirdi. Arşiv olarak tek bir paket gibi paylaşsam bi’ anlamı olurdu belki ama böyle tek tek eklediğimde pek de bir değer yaratmıyordum insanlar için.

Sonra şunu fark ettim, tamam belki ikon, stock resim gibi zaten var olan şeyleri paylaşmam anlamsızdı. Ama İngilizce olan web tasarım konularını Türkçe paylaşmam pek de kötü görünmedi gözüme. Sonuçta CSS, JavaScript ve HTML derslerini Türkçeye çevirmek hem benim için oldukça kolaydı hem yeni şeyler öğrenmemi sağlayabilirdi hem de konuyla ilgilenenler için de Türkçe güzel bir kaynak olurdu. Burada güzel bir amaç yakaladığımı hissetmiştim.

Özgünlük

CSS, JavaScript, HTML derslerini hatta WordPress, MyBB ve daha bildiğim ne varsa, her şeyi İngilizceden Türkçeye çevirmek güzel bir amaçtı. Blogum kısa bir sürede baya bir trafik almaya da başlamıştı. Üstüne bir de Twilight salgınına kapılmış onunla ilgili haberleri de çevirmeye başlamıştım. Hatta biraz daha ilerleyip sadece weble sınırlı kalmayıp bilgisayar programları hakkında da yazılar yayınlamaya başlamıştım. Ama ne yazık ki bir süre sonra çevirebileceğim pek de bir şey kalmamıştı ve bu konu benim ilgi alanımdan uzaklaşmıştı. Yani yazdığım şeylere bana ait hiçbir şey katamıyordum. Kendimle ilişkilendiremediğim, yarı-özgün bu içerikleri daha fazla oluşturmak istemediğimi fark ettim. Sene 2009 gibi. O zamanki sitemin görünüşüne buradan bakabilirsiniz. En azından kategoriler sizde bir şeyler canlandıracaktır.

Sonra kendimden bir şeyler katma işini abartıp blog sayfamı adeta bir okul günlüğüne çevirmişim. Sene 2010’a geliyor gibi. Yani lisede son sınıfım. Okulda arama yapılmasından tutun, sevdiğim şarkı sözlerine hatta şiirlere ve hatta “SBS açıklandı” gibi tek satırlık bir habere kadar baya garip şeyler paylaşmaya başlamışım.

O dönem blog sayfamı tanımlama şeklim:

Gülşah Semiz kişisel şeysi. Bazen bilgi verici blog bazen de günlük. hoş geldiniz.D

Birkaç sene sonra blog sayfamı ve kendimi tanımlama şeklim:

Gülşah Semiz (étudiants en diplomatie # blogueuse et webmaster) İzmir doğumlu, müziğe tapan, web tasarıma bayılan, bazen üşenmeye bile üşenen, ev kızı olamayacak kadar yeteneksiz ama bir o kadar da evinden çıkmayan, çok konuşmasa da yeri geldiğinde susmak bilmeyen, sıkça saçmalayabilen, anında çıt diye kırılan kırıldığında toparlanamayan kendi halinde bir birey, Gülşah Semiz. Nağm-ı diğer, rockun.

Hatta sitedeki kategorilerin değişim süreci:

blog kategori örnekleri

Daha sonra baktım, özgün olayım derken çok garip amaçsız bir şeyler yapmaya başlamışım. Günlüğe çevirip blog sayfamı zaten var olan bilgileri tekrar etmeye başlamışım. Tabi bir de üniversiteye başladığım için, artık bu tarz bir blog sahibi olmak da bana pek anlamlı gelmemiş olacak ki, her şeyi silmişim.

Silmişim değil, sildim.

Yazıklarınızı birilerinin okumasını sağlayın

Aksi halde anlamsız oluyor. Eğer birinin okumasını önemsemiyorsanız o zaman interneti meşgul etmeyin. Boşuna yer de kaplamayın hatta. Tabi ki sizi “aradıklarında” bulunabilir olmanız çok önemli. Ve benim yaptığım gibi, YGS açıklandı tadında gereksiz şeyleri yayınlayarak boşu boşuna Google’ın arka sayfalarında kaybolacak ve okunmayacak yazılar için vakit harcamayın.

Ben de neyse ki o sevdadan vazgeçip 2012 gibi o dönemdeki ilgi alanıma da uygun bir şekilde Sosyal Medya üzerine yazmaya başladım. Aslında yaptığım yine çeviri gibi bir şeydi. Okuduğum makalelerden anladıklarımı ve uygulayıp sonuç aldıklarımı blogumda yazmaya başladım.

O dönemli blog açıklamam:

Gülşah Semiz. Kendi halinde, sosyal medya insanı

Mesajı net bir şekilde vermişim. Fakat bunun da sıkıntısı şuydu, bir süre sonra yazı yazmayı unutmaya başladım.

Düzenli Yazmak Önemli

Sanırım bir sene neredeyse hiçbir şey yazmadım. Hali hazırda beni takip eden herkesi yüzüstü bırakmış gibiydim. Zaten bu tarz yeni bir kültür oluşturmaya çalışan “tavsiye” tarzı içerikler arama motoru ile pek ziyaretçi kazandırmaz size. Çünkü o dönem daha ziyaretçiler bu stratejileri uygulamak istediklerinin farkında değildir. Daha çok sosyal medya size destek olur. Ve kazandığınız o ziyaretçiyi de sürekli içerikle besleyerek aktif tutmanız gerekir. 1 sene hiçbir şey yazmamak hem beni takip ettiği için siteme giren herkese hem de daha önceden harcadığım onca emeğe koca bir saygısızlıktı.

Fakat yine de şunu söylemeliyim ki, düzenli yazmak o kadar da kolay bir şey değil. O yüzden en başından kendinize hedefler koymanız ve blog için gerçekten vakit ayırmanız önemli. Hatta belki de en önemli şey.

Uzun lafın kısası

Blog yazmaya başlamadan önce kendinize sormanız gereken birkaç soru var:

  • Neden blog yazıyorum? Buna benim cevabım: araştırma yapmayı ve öğrendiklerimi paylaşmayı seviyorum.
  • Kendimden kattığım şey, yani yazılarımı özgünleştirecek şey ne olacak? Öğrendiğim şeyleri kendi tecrübelerimle birleştirip daha anlaşılır, yapılabilir göstermek.
  • Hedef kitlem kim olacak ve onlara nasıl ulaşacağım? Örn: Arkadaşlarım – sosyal profillerimde paylaşarak ulaşacağım ya da matematik öğrenmek isteyen liseliler – arama motoru ile ulaşacağım… gibi.
  • Ne kadar sıklıkla yazabileceğim? Haftada mutlaka 1 yazı yazmak ya da en azından var olan bir yazıyı zenginleştirmek üzerine çalışacağım + sitemi daha kullanıcı dostu hale getirmek için analiz ve araştırma yapacağım… gibi.



Gulsah Semiz
Entegre pazarlama ve veri analizi uzmanı Gülşah, yüksek lisansını Bentley Üniversitesi'nde Pazarlama Analitiğini üzerine tamamladı.

Sizin Yorumunuz?




Tüm Yorumlar

Bu yazı hakkında yapılmış olan tüm yorumları aşağıda görebilirsiniz. Yapılan yorumların tüm sorumluluğu ilgili kişilere aittir. Küfür/Hakaret içermeyen tüm yorumlar en kısa sürede onaylanır.




  1. Sezer tarafından 26 Ekim 2015 11:37 pm tarihinde:

    Blog yazarlarının sıklıkla yaptığı hatalardan biri de blog yazmak yerine “blog yazmak hakkında yazmak” olsa gerek. Just do it diye bir slogan var ya hani. Mottomuz o olmalı aslında.

  2. Gülşah Semiz tarafından 27 Ekim 2015 2:28 am tarihinde:

    Öğrendiklerimizi paylaşmamız da önemli bence, yoksa insan benim gibi 7 senede öğrenemiyor :) @Sezer

  3. Polat Büyükarslan tarafından 27 Ekim 2015 5:03 am tarihinde:

    Ben de 6 senedir blog yazarıyım. Benim de size naçizane tavsiyem blogunuzdaki Hakkımda kısmını doldurmanız yönünde olacaktır. Çünkü insanlar takip ettiği (veya takip etmek istediği) bloggerlar hakkında bilgi sahibi olmak istiyor. Kendi blogumdaki Hakkımda sayfasının okunma sayısı 8500’ün üzerinde olması bu düşüncemi doğrular nitelikte. Blog yazarlığınızın kesintisiz ve uzun soluklu olmasını dilerim. :)

  4. Emrah tarafından 1 Kasım 2015 2:04 am tarihinde:

    Teşekkür ederim Gülşah, tam olarak ne yazacağımı bilmiyorum, birkaç istatistik konusu aklımda ama ben biraz daha geniş alana yazmak istiyorum geri bildirim yaparsan çok sevinirim. Kolay gelsin.

  5. Gülşah Semiz tarafından 1 Kasım 2015 4:26 am tarihinde:

    @Emrah, Bence ne hakkında yazdığından çok nasıl yazdığın önemli. Eğer yazdığın konu hakkında farklı bir şeyler sunabiliyorsan mutlaka yazmalısın.

  6. poyraz tarafından 9 Kasım 2015 11:51 pm tarihinde:

    En son bahsettiğiniz sorular maalesef kimse tarafından sorulmuyor !
    Başarılı yazı için teşekkürler

  7. Sinan tarafından 28 Şubat 2016 8:06 pm tarihinde:

    Ben sizden daha eski zamanlarda blog yazmaya başladım. Aynı sizin yaşadığınız duyguları bende yaşadım. Kişisel site yapıp üzerine yav birazda bildiğim php html css wordpresstir ortaya karışık bir takım siteler yaptım. Sonra kendi kendime hani kişisel siteydi diyip siteyi sildim. Sonra kişisellikten uzak sadece bilgi ve paylaşım üzerine siteler yaptım bu seferde çok soğuk geldi kişisel bir şeyler katmak geldi içimden . Derken derken pinpon topu gibi bi oraya bi buraya zıplarken silip silip yeni siteler açmaya çalışırken yenilen ben oldum. Aynı tarihlerde benimle başlayan ve başladığımız tarihlerde benden çok daha kötü olan siteler şuan hala yayın yapıyor ve bu işten ciddi paralar kazanıyorlar. Kendimi biraz maymun iştahlı olarak tabir edebilirim. Şuan yaşım 30 a geldi ve artık ne yapmayı sevdiğimi anladım. Ben site yapıp aynı arayüzlü siteye yıllarca içerik girecek biri değilim. Ben her sene yeni yeni siteler tasarımlar yapacak biriyim. Ancak şuan da da başka bir meslek dalında çalıştığım için vakit bulamıyorum. Bu internet çok nankör bir saha.